Translation

Kategoriler

Yazı Arşivi

Popüler Sayfalar

Çiçek Fotoğraflamanın Püf Noktaları

Yabani çiçekler doğa fotoğrafçılarının en çok ilgisini çeken konulardan birisidir. Onların o inanılmaz güzelliklerini fotoğraf karesine hapsetmek bir çok doğa fotoğrafçısının hayalini süsler. Tabii o güzelliğe layık bir şekilde kadraja alacak şekilde. Bunu yapmak aslında çok zor değil. Bazı püf noktalarına dikkat ederek tabii.

Yabani bezelye

1- Öncelikle neyi nerede ekeceğinizi bilmeniz gerek. Sulak alanlarda kurak alan bitkisini bulamazsınız. Çuha çiçeğini mart-nisan arası kırlarda bulursunuz da, haziran – temmuz gibi bulamazsınız. Kardelen en geç nisan ayında biter. Bunun gibi. Bitkimizi belirledik, yer ve zamanı da belirledik. Yanımıza üç ayağımızı, makro lensimizi, güçlü bir ışık kaynağı (el feneri gibi), bir şemsiye ve üzerine yatmak için uygun bir yaygı alıyoruz.

2- Bitkimizi bulacağımız yere geliyoruz ve incelemeye başlıyoruz. Gözümüze en güzel görünen, çevresi en temiz olan bitkiyi gözümüze kestirip yanına çömeliyoruz. Önce çevresini iyice gözden geçiriyoruz. Kadrajımızda yer almasını istemediğimiz çer-çöp gibi şeyleri elle dikkatice temiziyoruz.  Çer-çöpten kastım kuru ağaç dalları, kuru yapraklar, hatta gerekirse başka bitkilere ait parçalar.

3- Bakış açısını belirlemek için 360° etrafında dönüyoruz. Bu esanada asla çiçeğe tepesinden bakmıyoruz, bu çok sıradan olacaktır. Öyle bir noktadan bakmalısınız ve öyle yaklaşmalısınız ki, kadrajın neredeyse tamamı çiçekten ve/veya onun birkaç yaprağından oluşsun. Bu esnaya kadar ışığı önemsemiyoruz. Çünkü kendi ışığımızı kendimiz yapacağız. Şimdi yaygımızı seriyoruz ve üç ayağımızı kuruyoruz. Eğer ışığı beğenmedi isek, şemsiyemizi açıpbitkimizi onun gögesinde kalacak şekilde yerleştiriyoruz. Bu kez el fenerimiz ile bitkiye ışığı bizim istediğimz yönden veriyoruz. Her şey hazır artık. Mkinamızın ışık ölçüm değerini (metering mode) spot (noktasal) seçip 1 değer düşük (eksi) pozluyacağız, bunu da unutmuyoruz. Benim tavsiyem makinenizin çekim modunu manuel değil de A yani diyafram öncelikli olarak seçmeniz. Böylece alan derinliğini siz belirlersiniz, makine enstanteneye karar verir. 

DSC02549

4- Şimdi can alıcı noktaya geldik. Alan derinliğimiz ne olmalı?

  • Bitkimiz çok küçükse çok yaklaşacaksınız demektir. Çok yaklaştığınızda f değerini küçük seçerseniz net alan derinliği çok küçük bir noktada kalır. O nedenle f değeriniz bitkinin tamamını net gösterecek kadar büyük, arka planı netleştirmeyecek kadar da küçük olmalı. Benim tavsiyem, f değerini 11 veya bir altı bir üstü değer olarak seçmeniz. Bu genellikle uygun bir alan derinliği verecektir.
  • Bitkimiz büyükse (çiçek çapı 5 cm den fazla) o zaman f değerini biraz küçültebilirsiniz. 5.6 veya 7 .1 gibi bir değer uygun olur. Ama yine eğer çok yakınsanız, örneğin bir lalelin sadece iç kısmındaki organlarını çekiyorsanız, 11 gibi bir değer seçilebilir. 

5- Arka plan karışık ve temizlemek mümkün değil. O zaman yapacağımız iş arka planı karartmak olmalı. Bunu nasıl başaracağız? Aslında çok kolay. Şemsiyemizi kurmuş, bitkimizi gölgeye almıştık değil mi? Elimizdeki fener de bu iş için var zaten. Fenerin ışığını istediğimz yönden bitkiye düşürüyor ve ölçüm modunu SPOT olarak seçip odaklama işlemini ışığın en yoğun olduğu bölgedeki noktaya yaparak pozlama süresini belirliyoruz ve 1 adım düşük pozlayarak çekim yapmaya hazırlanıyoruz.

6- Makinalarda titreşim engelleme sistemi genellikle var artık. Bunlar ya objektifte (Nikon – Canon) veya body üzerinde (Sony – Pentax) olabilir. Eğer tripod kullanıyorsak bu özelliği kesinlikle kapatıyoruz. Çünkü ortamda titreşim yoksa makina titreşim ararken kendisi titreşim üretiyor. Yine ayna kalkması esnasında da bir titreşim oluşur. Bunun fotoğrafımızı bozmaması için makinemizin menüsünden gecikmeli çekim bölümüne girerek süreyi 2 saniye seçiyoruz. (Bu Sony için böyle, diğer makinalarda farklı bir menüde olabilir). Böylece deklanşöre bastığımız anda önce ayna kalkıyor, 2 saniye sonra perde açılıp fotoğraf çekiliyor. Deklanşör kablosu temin edebilirseniz çok daha iyi olacaktır.

7- Fotoğraf çekimi bittikten sonra başka bir bitkiyi fotoğraflamak üzere konum değiştiriyoruz.

Ancak. Açık havada bizim en büyük düşmanımız rüzgar. Düşük ışıkta nispeten kısık bir diyaframla çalıştığımız için pozlama süremiz uzun olacaktır. Bu esnada esebilecek en ufak bir rüzgar fotoğrafımızı bozacaktır. Bunun da çaresi var; makro çadırı kullanmak. Ya da yanınızda bir örtü taşıyıp uygun bir şekilde bitkinin rüzgar ile temasını kesmek.

Gördüğünüz gibi. Hayranlıkla izlediğiniz, bir çok insanın da “aman ne olacak alt tarafı bir çiçek fotoğrafı işte, o orda öylece duruyordu siz de gidip çektiniz” diye dudak kıvırdığı bu fotoğraflar gerçekte kolay kolay elde edilemiyor.

DSC_2057   DSC01039   DSC00645

Yazı ve Fotoğraflar: Fevzi YAPICI

İyi Bir Manzara Fotoğrafı İçin

Manzara fotoğraflarını hemen herkes sever. Zaten öyle olduğu için de takvimlerin yapraklarını, evlerimizin duvarlarını süsleyen fotoğrafların büyük kısmı manzara, dere, şelale, göl, dağ gibi doğa içerikli fotoğraflardan oluşur. Böyle bir fotoğrafı gördüğümüzde de hemen makineyi boynumuza asıp kırlara fırlamak ve o fotoğrafların benzerini hatta aynısını çekmeye çalışırız. İşte bunun için yapılması gereken bazı “olmazsa olmaz şeyler” var.

Şimdi bunları sıralayalım:

DSC01903

Uludağ'dan bulutların altında Bursa görünümü

1- Manzara fotoğrafı çekecekseniz, sabah erken kalkmayı göze almalısınız. Eğer güneş yükselmeye başlamışsa siz birçok güzelliği fotoğraflamayı kaçırmışsınız demektir. Örneğin böyle bir fotoğrafı çekmeyi planlıyorsanız, bunu güneş doğmadan hemen önce o manzarayı çekmeyi planadığınız yerde üçayağınızı kurup makinenizi hazırlamış olarak güneşin doğmasını bekliyorsanız başarabilirsiniz.

Diyelim ki bu fotoğrafı sabah gün doğarken değil de güneş doğduktan 3 saat sonra çktiniz. O zaman göreceğiniz manzara bu değil. puslu bir kent görüntüsü olacaktı.

Daha önce manzara fotoğrafı çekerken günde 1 saat vakit olduğunu söylemiştim. Bu bir saatin 30 dakikası sabah güneş doğmadan hemen önce, 30 dakikası da akşam güneş battıktan hemn sonradır. Sabahları genelde soğuk renkler hakim olacağından sis, bulut, orman, dağ gibi manzaraları çekmeyi tercih edebilirsiniz. Akşamları da genelde sıcak renkler hakim olacağından ona göre konuları tercih edebilirsiniz.

2-Göl ve yansıma fotoğrafları için akşam seçilebilecek en kötü zamandır. Göl yüzeyi genelde sabah gün doğarken sakin ve ayna gibidir. Ancak öğlene doğru çıkan rüzgar sizin bu konuda istediğiniz sonucu almanızı gün boyu engelleyecektir. O nedenle göl ve yansıma fotoğrafları için de sabah gün doğmadan yola düşmek gerek.

3- Amacınız dere, şelale, dalgalı deniz gibi yerlerde uzun pozlama ile fotoğraf çekmekse o zaman seçeceğiniz en güzel zaman akşam gün battıktan hemen sonra olmalı. Neden akşam derseniz, sabahları genelde rüzgar olmaz, dolayısı ile dalga da olmaz. Ayrıca akşamın sıcak renkleri şelale, kanyon, dere, deniz gibi yerleri daha görkemli gösterir. Ya da kapalı bulutlu bir havayı beklemelisiniz. Ancak böyle havalarda kadrajınızda gökyüzüne hiç ya da çok az yer vermeniz geretiğini de unutmayın.

4- Filtrelerinizi yanınızdan ayırmayın. Özellikle renklere doygunluk katmak, istenmeyen parlama ve yansımaları yok etmek için polarize filtreniz mutlaka yanınızda olmalı. Bazan uzun pozlama yapmak için de Nötral Yoğunluk (Neutral Density = ND) filtreniz işe yarayacaktır.

Şu Photoshop Dedikleri…

“Üf be, resme bak!”

“Yok canım, gerçek değil bu. Fotşoplu bu fotoşoplu…”

“Helal olsun valla, adam iyi fotoşop çekiyor”

“…”

Yukarıdaki yazılar size tanıdık geldi mi? Zaman zaman siz de aynı anlama gelecek kelimeler kullandınız belki de. Ya da bu tip sorulara maruz kaldınız:

“Hocam, fotoğraflarınızın ne kadarı fotoşoplu?”

Bu tip sorulara maruz kalan biri olarak bu konuyda iki satır yazmak gerektiğini düşündüm.

Photoshop ®,  Adobe firmasınca üretilen ticari bir grafik işleme yazılımıdır, ve sınıfında en çok tercih edilip kullanılan yazılımlardan biridir. Amacı dijital ortamda fotoğrafları (grafikleri) düzenlemek, yoktan var etmek, daha görsel hale getirip sunmaktır. Fotoğrafçılar da genellikle bu uygulamayı, dijital makina ile çektikleri ham fotoğrafı işlemek için kullanırlar. Yani aslında Photoshop ( PS ) karanlık oda uygulamalarını ekranda yapmamızı sağlayan bir aydınlık oda uygulamasıdır. Karanlık odada film banyo edilirken, ya da baskı yapılırken agrandizör başında yapabildiğimiz herşeyi burada PS vasıtası ile ekranda yapabilkiyoruz. Hatte belki çok daha fazlasını yapabiliyoruz.

Ancak, nedense bir kısım insanlar PS uygulamalarıbna şiddetle karşı çıkıyor ve muhtelif fotoğraf paylaşım sitelerinde “benim fotoğraflarım hafıza kartından çıktığı gibidir…” tarzında övünme (!) dolu profil yazılarına da rastlıyoruz. PS uygulaması ile fotoğrafınızı düzenlemiş olmak sanki suç işlemiş gibi gösteriliyor.

PS ile neler yapılır?

Neler yapılmaz ki… Ama öncelikle makinanızın hafıza kartından çıkarttığınız fotoğrafa; renk düzeltmesi, gerekiyorsa biraz doygunluk, ışık ayarları ve kontrast vazgeçilmez yapılması gerekenlerdir. Daha sonra eğer netliğinde çok az sıkıntı varsa braz keskinlik sorununuzu çözebilir. Ya da lensinizin camındaki tozları temizlemeyi unuttuğunuz için görünen lekeleri temizleyebilirsiniz. Bir adım daha ileri gidip fotoğrafınızda istemediğiniz nesneleri klonlama fırçası yardımı ile yok edebilirsiniz. Başka fotoğraflardan objeler alıp fotoğrafınıza ekleyebilirsiniz (O fotoğrafın da size ait olması şartıyla, aksi etik olmaz çünkü). Yine PS ile fotoğraflar üzerinde inanılmaz değişiklikler yapabilirsiniz. Aşağıdaki fotoğraf gibi.


Ama temel ayarların dışına çıktığınız anda yukarıdaki cümlelere muhatap olmaya hazır olun. İnsanlar acımasızca eleştirecek ve sizi suçlu ilan edecek. Çünkü siz “fotoşopladınız”. Fıotoğrafın orjinalliği kalmadı, o fotoğraf artık siz ait değil… v.s. v.s.

Bence siz bunlara kulak tıkayın. Yapabilse eleştiren kendisi daha alasını yapacak gibi geliyor bana. Hani sanki kedi ulaşamadığı ciğere murdar dermiş misali. Fotoğraf bir görsel sanatsa, “o ana” sizin yaptığınız bir yorumsa, sizin fotoğrafa kendi yorumunuzu katmanızdan daha doğal birşey olamaz. Fotoğrafınızı çekerken olmayan şeyleri ekliyorsanız, siz o eklediğiniz nesneyi orada görmek istiyorsunuz ve gösteriyorsunuz demektir. Yok var olan bazı nesneleri çıkarıyorsanız bu da onları görmek ve göstermek istemediğiniz anlamına gelir. İşte bu sizin o sahneye yaptığınız yorumdur. Sanatın kendisi de yorum olduğuna göre fotoşoplamaktan çekinecek birşey yok.

Unutmayalım. Photoshop kötü bir fotoğraftan iyi bir fotoğraf çıkaramaz. Ama iyi bir fotoğrafı daha iyi hale getirebilir.

Yakın Plan (Makro) Çekimi ve Ekipmanlar

Close-up fotoğraf, konuya Yakın plan yapılan çekimleri kapsar. Bir fotoğrafın close-up sayılabilmesi için, konunun film üzerine düşen büyüklüğü x0,1 (1/10) den başlamalı ve giderek büyümelidir. Makro fotoğrafta ise konunun film üzerindeki büyüklüğü x1 (1/1) den yani gerçek büyüklüğünden başlayarak x10 (10/1) a kadar büyümüş olmalıdır. Bundan daha fazla büyütülmüş görüntüler mikro fotoğraf konusuna girmektedir.

Yakın plan çekimlerin Doğa fotoğrafçılığın da ayrı bir yeri vardır. Konusu çiçekler, böcekler, mantarlar, yosunlar, likenler ve çeşitli doğal dokuların oluşturduğu Yakın plan özel ekipman kullanarak elde edilir.

Yeni başlayanlar için yakın plan çekimler sorunlarla doludur. Hareketli bir konu, sabit olmayan bir makine, yavaş bir örtücü hızı ile birleşince ortaya Bulanık bir görüntü çıkacaktır. Yetersiz alan derinliği de ayrı bir sorundur. Bu nedenle makinenin sabit olması önemlidir.

Ekipman

1. Makro Objektifler: Konuyu 1/2 (x0.5) veya 1/1 (x1) (gerçek büyüklük life size) oranında büyütebilen çözme gücü çok yüksek, son derece kaliteli ve pahalı objektiflerdir. 50, 100 ve 200 mm olmak üzere üç ayrı odak uzunluğunda üretilirler. Nikon’ un 55, 105 ve 200 mm lik objektifleri vardır. 55 mm lik objektifi 1/2 büyütme sağlar ve bu çiçek büyütmek için yeterlidir. Ancak böcekleri ve kelebekleri ürkütmeyecek bir aralıkta çalışmak isterseniz 105 veya 200 mm lik bir makro objektif kullanmanız gerekir.

2. Uzatma Tüpü (Extension Tube): Bunlar objektifle gövde arasına takılan ve çeşitli kalınlıklarda (4-5 mm den 5-10 cm ye kadar) içi boş tüplerdir. Sisteme optik bir ekleme yapmazlar. Bu nedenle görüntü kalitesinde bir kaybına neden olmazlar. Tüpün kalınlığı arttıkça ışık geçirgenliğinin azalmasına karşın elde edeceğimiz büyütme miktarı artacaktır.

Ne kadar büyütme elde edeceğimizi, uzatma tüpünün mm cinsinden kalınlığını, objektifin odak uzaklığına bölerek bilebiliriz. Bunu formüle edecek olursak:

Büyütme = uzatma tüpü kalınlığı / obj. Odak uzunluğu

Uzatma tüplerinin kalınlığı mm cinsinden kenarında yazar. Buna göre 25 mm lik bir tüpü 50 mm lik bir objektifle kullanırsanız 1/2 (x0.5) bir büyütme elde edersiniz. Eğer aynı objektifi 50 mm lik bir uzatma tüpü ile kullanırsanız elde edeceğiniz görüntü 1/1 (x1) olacaktır.

Bu durumda uzatma tüplü çekimler için söyle diyebiliriz; büyütme, tüpün kalınlığı arttıkça veya odak uzunluğu azaldıkça artar.

Bundan çıkan sonuca göre uzatma tüpü kullandığımızda geniş açılı (kısa odaklı) bir objektifle, normal bir 50 mm bir objektife oranla daha büyük bir görüntü elde edersiniz.

Böcek veya kelebek fotoğrafı çekerken onları ürkütmeyecek kadar bir çalışma mesafesi bırakmanız gerektiğini daha önce söylemiştik. Bunun için uzatma tüpü ile birlikte 135 veya 200 mm lik bir tele-objektif kullanmanız amacınıza uygun olacaktır.

3. Körük (Bellows): Uzatma tüpüyle ayni işlevi görür. Gövde ile objektif arasına takılır. Bir ray sistemi üzerinde ileri geri hareket eder ve 10–15 cm uzunluğundadır. Büyütmesi son derece yüksektir (x10).

4 Ters Çevirme Halkası, (Reversal Ring): Bir tarafı bayonetli, diğer tarafı vidalı bir halkadır. Vidalı kısmin yardımıyla objektif önüne monte edilir. Daha sonra objektif gövdeden ayrılır ve bayonetli kısım ile ters çevrilerek gövdeye takılır. Bayonetli kısım kullandığınız makine ile vidalı kısım ise objektifinizin çapı ile uyumlu olmalıdır.

Ters çevirme halkası geniş açılı ve normal objektiflerle birlikte kullanılabilirler, tele objektiflerle sonuç vermezler. Objektifin odak uzunluğu ne kadar kısa ise tersten o kadar büyük görüntü verir. Yani ters çevirme halkası ile kullanılan geniş açılı objektiflerin büyütmesi, normal objektife nazaran daha fazladır. Ancak konu ile objektif arasındaki mesafe azalmakta ve net alan derinliği sıfıra yaklaşmaktadır.

Geniş açı veya normal bir objektifi ters çevirme halkası yardımıyla bir uzatma tüpüne veya körüğe ters çevirerek monte ettiğinizde büyütme olağanüstü boyutlara erişir.

Eğer körük veya uzatma tüpünüz yoksa ve 1/1 in üzerinde bir büyütme istiyorsanız; bir tane uzun odaklı bir de normal veya geniş açılı objektifiniz olmalıdır. Uzun odaklı objektifi (birinci objektif) gövdeye takar ve kısa odaklı objektifi ters çevirip uzun odaklının önüne eklerseniz 1/1 den daha büyük bir görüntü elde edersiniz. İki objektifi birbirine bağlamaya yarayan, her iki tarafı da vidalı olan halkalar üretilmektedir. Ve bu yolla ikinci objektif birinci objektife ters çevrilerek takılabilir. Bu işlemi, eğer çift tarafı vidalı halkanız yoksa elinizle sıkı sıkı tutarak da yapmayı deneyebilirsiniz.

Bu yöntemde büyütme miktarını aşağıdaki formüle göre bulabilirsiniz:

Büyütme = Objektifin Odak Uzunluğu / Ters Çevrilmiş Objektifin Odak Uzunluğu

Bu formüle göre 50 mm lik bir objektifi ters çevirerek 100 mm lik bir objektife eklediğinizde 2/1 (x2) oranında bir büyütme elde edersiniz.

Bir objektifi ters çevirerek kullandığınızda otomatik diyaframın devre dışı kalacağını da unutmamalısınız.

5. Yakınlaştırıcı Mercekler (Close-up lenses): Filtre gibi objektifin önüne takılırlar. Kalınlıklarına göre büyütme güçleri vardır ve diyoptri değerleri kenarlarında +1, +2 ve +3 seklinde yazar. Her değer kendinden bir önceki değere oranla iki kat daha fazla büyütme yapar. Tek tek kullanılabildikleri gibi üs tüste takılarak da kullanılabilirler. Bu yolla 3/1 e kadar büyütme yapabilirler. Ancak görüntü kalitesinde bozulmalara yol açarlar.

6. Yarım Mercekler (Splitfield lenses): Eğer bir çiçeği habitatı ile birlikte çekmek istiyorsanız ve çiçeği ön plana alacak uygun bir geniş açılı objektifiniz yoksa bir yarım mercek kullanmayı deneyebilirsiniz. Splitfield bir yarım close-up mercektir. Normal objektifinizi sonsuza netleyerek bir splitfield mercek kullanırsanız, objektifiniz iki odaklı bir objektif işlevi görür. Splitfield mercekle ön plandaki konu netleşirken, objektifle de arka plan netleşir. Kısık diyafram kullanıldığında ön ve arka planlar arasında keskin bir çizgi meydana gelir. Bu keskin çizgiyi açık diyafram kullanarak veya objektife bir soft filtre ekleyerek bulanıklaştırabilirsiniz.

Yakın plan çekimlerde karşınıza iki önemli sorun çıkar. Alan derinliği ve ışık sorunu. Yakın plan çekimlerde alan derinliği çok azalmaktadır. Bu durum üzerinde çalıştığınız konunun bazı bölümlerinin netsiz çıkmasına neden olur. Bu durumun önüne geçmek için mümkün olduğunca Kısık diyafram kullanmak gerekir. Kısık diyafram ise düşük örtücü hızına neden olacaktır. Bunun için fotoğraf makinenizin bir sehpa üzerine monte etmeli ve deklanşör uzatma kablosu kullanmalısınız. Makro çekimler için üretilmiş mini sehpalar ve çeşitli biçimlerde kullanılan “akrobat” üçayaklar vardır.

Yakın plan çekimler düşük ışık koşullarında gerçekleştirildiğinde (özellikle mantar çekimlerinde) flaş kullanmak gerekir. Bu is için özel flaşlar vardır. Objektifin önüne vidalanan ring flaşlar ve dirsekli aparatlarla kullanılan mini flaşlar makro çekimler için üretilmiştir.

Yakın plan çalışmalarda düşük ışık koşulları sorun olduğu kadar ışık da sorun olmaktadır. Çünkü yoğun ışık konu üzerinde ışık patlamalarına ve sert gölgelere aynı anda neden olabilir. Bunu önlemenin iki yolu vardır: Yayıcı (diffuser) veya yansıtıcı (reflector) kullanmak, yani ışığı yumuşatmak veya dengelemek. Yayıcı olarak beyaz bir tülbent bezi kullanabilirsiniz. Bir çerçeve için gereceğiniz beyaz tülbent bezini, konunun yukarısında bir yere yerleştirilebilir veya elinizle tutarsanız ışık süzülerek konu üzerine düşer ve söz konusu olumsuzluklar ortadan kalkar.

Yansıtıcı olarak ta bir parça alimünyum folyo kullanabilirsiniz. Güneşli havalarda ışık tek bir yönden geldiği için konunun bir bölümü aydınlık bir bölümü gölgeli olur. Folyo aracılığıyla ışığı gölgeli bölümlere yansıtarak sert gölgelerin yumuşamasını sağlayabilirsiniz.

Fotoğrafını çektiğimiz çiçek mavi ise dikkat edilecek bir konu vardır. Renkli film kızıl ve kızıl ötesi ışınlara duyarlı olduğu için çiçeğin mavisi film üzerinde mora kaçabilir. Bu durum güneş ışığında çekilen fotoğraflarda daha belirgindir. Eğer fotoğrafı gölgede çekmek mümkün değilse bir mavi “renk düzeltme filtresi” (örneğin 20 CC B) kullanmak çiçeğin mavisinin mora kaçmasını engelleyecektir. Fakat fotoğrafın bütününe de mavimtırak bir renk hâkim olacaktır.

Ülkemiz yabanıl bitki türleri açısından dünyanın en zengin ülkelerinden biridir. Ülkemiz topraklarında 9000 civarında çiçekli bitki türü yetişmektedir ve bunların 3000 kadarı da endemiktir. Avrupa kıtasında yetişen çiçekli bitkilerin tür olarak sayısının 11500 olduğunu göz önünde bulundurarak ülkemizin bu konuda ne kadar zengin olduğumuzu anlarız.

Çiçekler bakımından en zengin bölgeler bozkırlardır. Nisan ve Temmuz ayları arasında çiçekler bozkırlarda büyük bir çeşitlilik gösterirler. Mantarlar ise çiçeklerin aksine orman altı bitki dokusu içinde bulunurlar. Özellikle ilkbahar ve sonbaharda orman içlerinde mantarları görebilmek mümkündür.

Eğer bir bitkinin bir bölgede çiçeklenmesi bitmiş ise onu daha kuzeye doğru giderek bulabilirsiniz. (eğer güney yarım kürede iseniz daha güneye gitmeniz gerekir). Eğer aradığınız bitki alpin kuşak bitkisi ise onu çiçeklenmiş olarak daha yükseklerde bulabilirsiniz. Çünkü bahar yükseklere daha geç gelir.

Fotoğrafını çektiğiniz bitkinin adını (eğer bilmiyorsanız tanımını; renk, boyut, biçim gibi) nerede ve ne zaman çektiğinizi not defterinize veya cep teybinize kaydedin. Bu yolla daha sonraki yıllarda aynı tür bitkiyi görüntülemek istediğinizde nerede ve ne zaman bulabildiğinizi bilirsiniz.

Tarık Yurtgezer

Yabanıl Hayvan Fotoğraflama

Konusunu memeliler, kuşlar, sürüngenler ve amfibilerin oluşturduğu yabanıl hayvan fotoğrafçılığı, doğa fotoğrafçılığının en zor alanıdır. Sabır gerektirir. Çünkü hayvanlar, özellikle kuşlar ve memeliler insan siluetini uzaklardan görseler bundan ürkmektedirler. Bu durumda ya kaçarlar ya da arada belirli bir emniyet mesafesi bırakarak uzaklaşırlar. Teleobjektif kullanmak ve gizlenmek iyi bir çözümdür.

Teleobjektifinizin odak uzunluğunun yeterli olmadığı, bunu arttırmak istediğimiz durumlarda “telekonverter” kullanabilirsiniz. Makinenin gövdesi ile objektif arasına takılan konverterlerin kenarlarında 1,4X, 2X, 3Xgibi değerler yazar ve bu değerlerin ölçüsünde objektifin odak uzunluğunu arttırırlar. Örneğin, 2X bir telekonverter ile 200 mm lik bir objektif kullanırsak, objektifimizin odak uzunluğu 400 mm ye çıkar. Ancak diyafram değerinde iki duraklık bir azalma olur. Yani, en geniş diyafram açıklığı f:4 olan 200 mm lik objektifin, 2X bir telekonverter ile kullanıldığında, en geniş diyafram açıklığı f:8 e düşer.

Teleobjektifler ağır ve ışık geçirgenliği az olan objektiflerdir. Bu nedenle elde kullanılmaları zordur. Tripod, monopod veya dipçik gibi taşıyıcılara gerek vardır.

Sürüngen ve amfibi fotoğrafı çekerken çok yavaş hareket etmek gerekir. Çünkü bu hayvanlar hareketten ürkmektedirler. Onu gözünüz vizörde uzun süre hareketsiz beklemeniz gerekebilir.

Memeliler, koku ve görme duyuları son derece gelişmiş hayvan grubudur. Çok uzaklardan varlığınızı algılayabilirler. Üstelik pek çok memeli türü gece faaliyet gösterdikleri için fotoğraflanmaları oldukça zordur. Ancak memeli hayvanlar kızışma dönemlerinde gündüzleri hareket halindedirler ve çiftleşme üzerine yoğunlaştıkları için çevreye olan dikkatleri de azalmış durumdadır. Memeli fotoğrafı çekerken rüzgârı karsıdan almak şarttır.

Kuşlar memelilere göre daha kolay fotoğraflanabilirler. Çünkü kuşlar gündüz faaliyet gösteren hayvanlardır ve yurdumuzda kuşların bir arada bulunduğu sulak alanlar vardır. Ayrıca ülkemiz önemli kuş göç yolları üzerinde bulunmaktadır.

Memeli veya kuş fotoğrafı çekerken gizlenme yöntemleri kullanmak fotoğrafçıya yabanıl hayata daha çok yaklaşma olanağı verir.

Gözlenmenin en basit şekli bir gizlenme ağı kullanmaktır. Yatmış veya çökmüş pozisyonda sizi tamamen kapatıp kamufle edecek büyüklükte bir ağ bu iş için yeterlidir.

Bunun dışında başka gizlenme biçimleri de vardır.

1. Sabit Gizlenme yerleri: Bunlar milli parklarda ve tabiatı koruma alanlarında bulunan gözlem kuleleridir. Ülkemizde Manyas Kuş Cenneti ve Sultan Sazlığı’nda bulunmaktadır. Daha çok kuş gözlemcileri düşünülerek yapıldıkları için fotoğrafçılara pek hitap etmezler. Yine de çok güçlü teleobjektifler kullanarak fotoğraf çekilebilir.

2. Seyyar Gizlenme Araçları: Sulak alanlarda üzeri kamufle edilmiş sandallar bunlara iyi bir örnektir. Ayrıca hayvan-bilimcilerin kullandığı kamufle edilmiş motorlu araçlar da bu gruba girer. Karayolu kenarında gördüğünüz kuşlar arabaların varlığına pek ses çıkarmazlar. Bunları araba içinden fotoğraflayabilirsiniz.

3. Taşınabilir (portatif) Gizlenme Çadırları: Geçici olarak kurulan gizlenme çadırları çeşitli biçimlerde olurlar. Gelgit olaylarının fazla olduğu bölgelerde uzun bacaklar üzerine kurulan platform, gizlenme ağı ile gizlenmiştir. Sular çekildiği zaman yerleştirirler ve sular yükseldiğinde sulak alanın veya gölün içinde kalırlar.

Toprak üzerinde kurulanlar ise oldukça hafif (çünkü belirli mesafeleri siz taşımak zorunda kalabilirsiniz), yağmura ve rüzgâra karşı dayanıklı olmalıdır. Gizlenme çadırını kuşlar hemen kabul etmeyebilirler. Bu durumda çadırı kurduktan sonra bir iki gün beklemelisiniz.

Ya da gizlenme çadırını bir arkadaşınızla birlikte kurun ve siz içine girdikten sonra arkadaşınız uzaklaşsın. Kuşlar insan tehlikesinin uzaklaştığını sanacaktır. Çünkü sayı saymayı bilmezler.

Fotoğraf çekimi sırasında kuşların motor veya obturator sesinden ürkmelerini önlemek için makineyi saran yastıklı örtüler üretilmektedir.

Gizlenme dışında, yabanıl hayvanların fotoğrafı uzaktan kumanda yöntemiyle de çekilebilmektedir. Birçok hayvan bir tripod üzerinde ve çevresinde insan olmayan bir fotoğraf makinesinden ürkmez. Özellikle de parlak kısımları siyah bir bantla matlaştırılırsa.

Uzaktan kumanda ile fotoğraf çekmek için tripod üzerine yerleştireceğiniz makinenize bir de motor eklemeniz gerekir.

Uzaktan kumanda için hangi yöntemi seçerseniz seçin, konunun (hayvanın) gelebileceği yere makinenizi önceden netlemeniz gerekir. Örneğin kuşlar, üreme ve yavru zamanı kuluçka ve yavruları beslemek için gün boyu yuvaya uğrarlar. Benzer şekilde yeraltında yaşayan memeliler yiyecek bir şeyler bulmak için yer üstüne çıkarlar.

Önceden kurulmuş ve netlenmis makineyi uzaktan kumandayla çalıştırmanın en basit yolu hava pompalı bir deklanşör uzatma kablosu (5-6 m) kullanmaktır.

Motor bağlantılı, elektronik olarak çalışan bir uzatma kablosu hem daha uzaktan (25 m) hem de hava ile çalışan kablodan daha hızlı çalışır. Motorlu sistem kızıl ötesi isin veya radyo kontrolü ile daha uzak mesafeden (açık arazide 700 metreden daha fazla) kullanılabilmektedir. Bu sistemde bir alıcı bir de verici vardır. Alıcı, fotoğraf makinesinin üzerinde, verici ise fotoğrafçının elindedir. Fotoğrafçının makineyi çalıştırmak için bir sinyal göndermesi yeterlidir. Işın sisteminin en önemli dezavantajı, ışının alıcıya dik bir açıyla gelmesini ayarlamanın zorluğudur. Radyo kontrol sisteminde ise böyle bir sorun yoktur.

Daha gelişmiş bir yöntemde ise makineyi modelin (hayvan) kendisinin çalıştırmasıdır. Gece faaliyet gösteren hayvanları hareket ya da uçuş halinde fotoğraflamaya olanak verecek bu teknikte, üçayak üzerine bağlanmış motorlu bir makine, bir veya iki flaş ve hayvanın geçiş yoluna bir foto elektrik ışık demeti gönderen bir kontrol kutusu vardır. Hayvan bu ışık demetinin içinden geçerken yansıyan ışınlar kontrol kutusuna geri döner ve bu yolla makine ve flaşlar çalışır. Ancak bu arada çok kısa bir gecikme olacağı için makineyi bu gecikmeye göre ayarlamak gerekmektedir.

Tarık Yurtgezer 

Kaynaklar

AKARSU, Bedia. Felsefe Terimleri Sözlüğü, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 1979.
ANGEL, Heather. The Book of Nature Photography, London, 1987.
ATLAS, Harita Dizisi 4, Türkiye Çiçek Haritası.
GÜRPINAR, Tansu. Doğa Fotoğrafçılığı, Fotoğraf, Sayı: 50, 51, 52, 53, 55, 56.
SHAW, John. The Nature Photographer’s Complete Guide To Professional Field Techniques, 1994.
TURAN, Nihat. Türkiye’nin Av Yaban Hayvanları, 1984.